Felsefe Hareket Olmadan Özümsenemez, Hareket Anlamanı Felsefede Bulur.

Performansa Yeni Bir Bakış
(Psikoloji, nöroloji, felsefe, tiyatro, hareket)

Bu araştırma konusunun amacı; ilginç olmak ya da yapılmayanı yapmak değil, yer yüzünün en eski ritüeli olan tiyatronun evrimine katkıda bulunmaktır. Soru şu; yazarın bilinç dışından sızan, seyircinin bilinç dışına sızabilir mi? Başka şekilde soralım; yazarın bilinçdışından sızan bize yazdığımı, yoksa sözler hakikatin gölgeleri mi?

Bu soruları eyleme dökmek istersek; Tasarımcının bunu gerçekleştirmesi için ne gibi bilinçdışı materyaller kullanabilir? Ritüelin bilinçdışının eyleme dönüşmüş hali olduğunu kabul edersek; Sahneye konacak oyunun prova sürecinin sadece üzerinde çalışılan bilinçdışı materyallerle hazırlanan bir ritüelden oluşması ve ortaya çıkan oyunun bu ritüelin sonucunda çıkması nasıl olurdu? Performansçının prova sürecinde oyunu çıkarmaya yönelik uyguladığı ritüel tasarımcı tarafından mı yoksa performansçı tarafından oluşturulmalı? Eserin sahibi performansın tasarımcısına, performansın tasarımcısı yarattığı ortamla ve kullandığı performansçıyla, seyircinin doğrudan bilinçdışıyla kontağa nasıl geçer? 

Ayrıca rüyaların sadece bilinçdışıyla ortak olan sembol diliyle konuştuğunu kabul edersek, yazar yazdığı eseri rüyasında görseydi, biz bu oyunu nasıl izlerdik? Bunu gerçekleştirebilirsek yazarın bilinçdışını temsil etme ihtimalimiz var mı? Örnek üzerinden konuşmak gerekirse; Euripides rüyasında Bakkhaları görseydi, nasıl görürdü? Ya da Bakkhalar Euripides’in rüyası olsaydı sahnede nasıl bir şey izlerdik. Ya da Bakkhalar bir rüya olsaydı, kendini nasıl temsil ederdi?

Ben bu soruları sorduğuma göre, bana bu soruları sordurtan olasılıklara tanık olmuş olmalıyım. Bu da bana, böyle bir kontağın hayal ürünü olmadığını söylüyor. Ne bulduğumu bilmiyorum ama bir şey bulduğumu biliyorum. Sadece, bilmediğim öğretilerle karşılaşmaya, eğitilmeye ve işlenmeye ihtiyacım var.

Araştırmanın dört adımı;

1-) Kişinin kendi ritüelini tasarlaması (Guide Programı) ve önemi hakkında yedi günlük uygulamalı Workshop programı.

2-) Guide ritüel tasarlama tekniği ile performansçıyı çalıştırmak ve tiyatro metninin tasarımına özel ritüel oluşturmak.

3-) Tiyatronun evrimine katkıda bulunmak isterken tesadüfen yolda keşfedilenler.

4-) Dionysos ve Bakkhalar üzerinden ilk test sürüşü.

1-) Kişinin kendi ritüelini tasarlaması ve önemi.

Bireyin kendine ait özenle tasarladığı bir ritüeli yoksa, bilinç ve bilinçdışına dair toplanmış olan bütün veriler kâğıt üzerinde kalır. Çünkü bedeninizi, ihtiyaç duyduğu ritüellerle buluşturamazsanız, kendinizi tanıyamaz, mekanizmayı çalıştıramazsınız. Kendi ritüelinizi oluşturmaya başladığınızda, öznel seçimleriniz devreye girer. O an, bilinçdışınız ile iletişime geçmeye başladığınız anlardan biridir.

 

2-) Guide ritüel tasarlama tekniği ile performansçıyı çalıştırmak ve tiyatro metninin tasarımına özel ritüel oluşturmak.

Kişiye özel ders tasarladığım sırada yıllar içinde birden fazla disiplini kullanmanın yararlarını gördüm ve bireyin hedefine ve özelliklerine göre ritüel programı çıkarmayı öğrendim. Bir sonraki adımda devlet tiyatrosuna hazırladığım oyunun (Don Kişot’un yeni maceraları 2022) oyuncularını da aynı yöntemle çalıştırdım. Böylelikle hem bireyi hem de topluluğu çoklu disiplinlerin yardımıyla ritüel oluşturarak amaca yönelik çalıştırmayı öğrendim.

3-) Tiyatronun evrimine katkıda bulunmak isterken tesadüfen yolda keşfedilenler.

 

Bir sonraki adımım yaratıcı bir performans tasarımı tekniği araştırmak oldu. Bu araştırma esnasında Persefone; İki dünyanın ustasını yazdım. Hipotezim; bilinç, bilinçdışı ve arka plan hislerinin ortak çalıştığına dair bir modelleme. Pratikte farklı disiplinleri kullanarak ritüel yaratmak, teoride ise yazmış olduğum bir kitap var. Üçüncü adımım Dionysos’un Bakkhaları’nı bu iki çalışmanın ışığında yeniden tasarlayarak yaratıcı bir teknik keşfetmek oldu.

Kısaca modellemeyi açıklayacak olursam; bedensel yetilerinizi de zihinsel yetilerinizle aynı ciddiyet ve disiplinle çalıştırırsanız, bilinç, bilinçdışı ve arka plan hisleri, öznenin hayatta ilerlemesi ve hedeflerinde başarılı olabilmesi için amaca yönelik senkronize oluyor. Kişiye özel ritüel araştıra esnasında, ben kendi Nöroplastisite Laboratuvar deneyimin ilk ve tek deneğiyim. Bir buçuk sene bunun üzerinde çalışmak için inzivaya çekildim, laboratuvara girdim ve iksiri kendi üzerimde denedim. Kitabımda ritüelin ne işe yaradığını ve nasıl uygulanacağını Persefone’nin kurgusal yaşamı üzerinden anlattım. Bilinçdışına dair bildiğimizi sandığımız şeylerin ritüel olmadan eksik kaldığını keşfettim. Kişi kendi ritüelini, benim Persefone algısı dediğim algı yardımıyla inşa edebilir.

 

Bir nesnenin duyularla algılanması ile, duygular dünyasında ki tanımı arasındaki farkından dolayı, özne baktığı bir şeyde, iki ayrı şeyin temsillerini görür. Şimdi bu ikinci algıyı fark etmeye ve kullanabilmeye ben, Persefone algısı diyorum. Bu algı, duyguların sembolik dilinin, fiziksel dünyada bedenlenmiş halini fark etmek, analiz etmek ve kullanıma sokabilmek adına kendini diğer algılardan ayırır.

4-) Diyonsos ve Bakhlar üzerinden ilk test sürüşü.

Neden Diyonisos ve Bakhalar?

Ritüeller söze ihtiyaç duymazlar bilinen tarihin başından beri olmalarının sebebi, ölmezliğin tadına ölmeden varabilmektir. Ölümsüzlere aitmiş gibi görünen dönüşüm temasını ölümlü bedeninde hissetme ihtiyacıdır. İtkisini tamda bu ölümlü yoksunluğun verdiği güce susamışlıktan alır.

Neden Dionysos? Çünkü Helenler kolektif aklı ve her şeyi birbirine bağlayan sırrı sezdi. Başka bir değişle arketipi, simgesel, sembol dilini.

Helenler Dionysos’u ırklarındaki dehayı canlandıran kudret, üst akıl olarak yani (merkür/hermes) gibi gördüler. Tiyatro bu dinin mabedidir.

Rasyonalizmi icat etmiş bir halkın arasında diyanisos… Doğa ile olan genetik bağımızı hatırlatmak içinn anadoludan (yani benim geldiğim, benimbildiğim ait olduğum yerden) yunanistana gelir. Bu noktada benim arketip kayıtlarım onun geldiği yerle ortaktır.

Diyonisosun temsil ettiği şeylerin afektif sistemlere ile olan ortaklığı, baskıcı bir toplumda bireyin var olmasını anlaması ve doğa ile paylaştığı yanına sahip çıkması açısından önemli bir kavşakta birleşir. Çünkü iki unsur da ; insanın doğasında olan her şeyde bir beilgeliğin saklı olduğunu savunur.

Euripides bu metinde aklın eleştirisini ve dinin coşkusuna olan övgünün altını çiziştir. Ancak, duygunun taşkınlığı, aklın eleştirisini susturmuş mudur? İ.Ö. 400’da belki ama M.S. 2023’de hayır. Çünkü biz duygunun; aklın çehrelerini, kendini ifade etme şekillerinden biri olduğunu artık biliyoruz.

Bir şeyi anlamak ve idrak etmek arasındaki fark nedir? Anlama farkındalık seviyesine çıkmış demektir, idrak için zamana ihtiyaç vardır. Neden? Çünkü afektif sistemler( yani duygular) korteksin müdahalesi olmadan seyirci kalmaya zorlanan alandır. Korteks için zamana ihtiyaç vardır çünkü var olanı yok, yok olanın varlığını direk anlayamaz. Yani afektif sistemler korteksin müdahale edemeden seyirci kalmaya zorlandığı alanlar. Bakhaları afektif sistemlerle tasarlamam mümkün müdür?( zihnin arkeolojisi) Şarap korteksi devre dışı bırakıyor. İç güdüsel duygusal hareketi ortaya çıkaran devreler duygulardır.

Ardan süre geçmesi bir şeyi değiştirmiyor çünkü korteks sadece güncele uyum sağlama özelliği olduğu için alışıyor fakat hala tam anlamıyla bir idraktan söz edemeyiz. Çünkü duyguları ve kutsal yazıları söz ile ifadeedemezsiniz, ancak simge ve arketip evrelseldir. Ritüeller sözlü kültürün mitlerin bir parçasıdır. Eğer ben sözlü kültür beyanındaysam, bu beyanın ritüelini de gerçekleştirebilirim. Tiyatro m.ö. 400 yılından bu zamana kadar yaşamaya devam eden kadim, popüler ve yer yüzünün en eski ritüelidir. Ritüel bir düşüncenin uygulama sahasıdır.

I have attached my CV, portfolio, and a recommendation letter from the director of my university to this email.

Hareket ve felsefeyi bir araya getiren seçimlerimizi keşfettiğimizde, bilinçdışı içeriğimizin sesini ve bize ne anlatmak istediğini duymaya başlarız.