Dionysos ve Bakhalar

Hareket Üzerine Düşünceler

Dionysos ve Bakhalar

Bu araştırma konusunun amacı; ilginç olmak ya da yapılmayanı yapmak değil, yer yüzünün en eski ritüli olan tiyaronun evrimini gözlemleyerek katkıda bulunmak. Soru şu yazarın bilinç dışından sızan, seyircinin bilinç dışına sızar mı? Ya da yazarın bilinçdışından sızan bize yazdığımı yoksa sözler hakikatin gölgeleri mi?

a-) Yazar, yazdığı eseri rüyasında görseydi, biz bu oyunu nasıl izlerdik? Diğer bir değişle metni sadece semboller temsil etseydi oyun nasıl görünürdü ve bu görünen gerçekten yazarın bilinçdışını temsil eder miydi?

b-) Jung’un ötekiyle birleşmeden tamlığa eremeyeceğini söylediği şeyi Diyonizos üstlenir. Aklı durdurur ve doğanın esrimesine yönlendirir. Ayrıca tiyatro Diyonisos dinin mabedidir.

Dönüşümün sembolüdür. Kollektif aklı birbirine bağlayan şeyi sezdi. Sembolü ve öteki dünyayı yani arka plan hislerini fısıldayandır. Bir şeyi anlamak ve idrak etmek arasındaki fark nedir? Anlama farkındalık seviyesine çıkmış demektir, idrak için zamana ihtiyaç vardır. Neden? Çünkü afektif sistemler( yani duygular) korteksin müdahalesi olmadan seyirci kalmaya zorlanan alandır. Korteks için zamana ihtiyaç vardır çünkü var olanı yok, yok olanın varlığını direk anlayamaz. Yani afektif sistemler korteksin müdahale edemeden seyirci kalmaya zorlandığı alanlar. Bakhaları bilinçdışının öğrenme mekanizmalarından biri olan arka plan hisleriyle tasarlamam mümkün mü? Duyguya değil sezgiye sebep olan şeyle. Peki duyguların taşkınlığı (Euripides’in bakhalarda dikkat çekmeye çalıştığı gibi) aklın eleştirisini susturmuşmudur? İ.Ö. 400 yılında belki M.S. 2023 de hayır. Çünkü; biz artık duygunun aklın çehrelerinden biri olduğunu biliyoruz.

c-) Ben yazacağı metinle Euripidesin kayıp olna üçlemesini neyle tamamlardım?

d-) Ritüel bir düşüncenin uygulama sahasıysa eğer, bedenin ve omurganın dahil olmadığı bir ritüelden söz edemezsek, bir şeyin temsil ettiği şeyden uzak görünsede aslında, uygulayanı ifadenin altında yatan temel sezgiye yönlendirebilen omurga hareketlerini bulabilir miyim?

e-) Bakhaları, içeriğini apaçık yansıtan başka bir metinde gösterip, adını Bakhalar koyabiliri ya da adını Epifani ; yani tanrının ete bürünerek insanlara görünmesi anlamında alabililirim.

Neden Dionysos? Çünkü Helenler kolektif aklı ve her şeyi birbirine bağlayan sırrı sezdi. Başka bir değişle arketipi, simgesel, sembol dilini ve Helenler Dionysos’u ırklarındaki dehayı canlandıran kudret, üst akıl olarak yani (merkür/hermes) gibi gördüler. Neydi Hermes’in görevi tanrı ve kul arasında haber taşıyan ulak. Bunu şarap aracılığıyla yaptı. Şarabın kullanımı insanın doğa ile kendi arasındaki engeli kaldırma sebebidir. Bu yüzden şarabın girdiği yere Dionysos da girer ve tiyatro bu dinin mabedidir. Bu din; İnsan ruhunun Tanrıyla kaynaşması açısından diğerleriyle ayrışır. İnsanları ve doğayı şekilden şekile sokmuş, şekil değiştiren ve şekil değişdirten bir tanrı.Şarap bizi doğadan uzaklaştıran aklı susturur ve doğayla senkronize olmamızı sağlar. Almanların söylediği gibi Bakhos konuşur. Peki duyguların taşkınlığı (Euripides’in bakhalarda dikkat çekmeye çalıştığı gibi) aklın eleştirisini susturmuşmudur? İ.Ö. 400 yılında belki M.S. 2023 de hayır. Çünkü; biz artık duygunun aklın çehrelerinden biri olduğunu biliyoruz.

Bir şeyi anlamak ve idrak etmek arasındaki fark nedir? Anlama farkındalık seviyesine çıkmış demektir, idrak için zamana ihtiyaç vardır. Neden? Çünkü afektif sistemler( yani duygular) korteksin müdahalesi olmadan seyirci kalmaya zorlanan alandır. Korteks için zamana ihtiyaç vardır çünkü var olanı yok, yok olanın varlığını direk anlayamaz. Yani afektif sistemler korteksin müdahale edemeden seyirci kalmaya zorlandığı alanlar. Bakhaları afektif sistemlerle tasarlamam mümkün müdür?( zihnin arkeolojisi) Şarap korteksi devre dışı bırakıyor.İç güdüsel duygusal hareketi ortaya çıkaran devreler duygulardır.

Ardan süre geçmesi bir şeyi değiştirmiyor çünkü korteks sadece güncele uyum sağlama özelliği olduğu için alışıyor fakat hala tam anlamıyla bir idraktan söz edemeyiz. Çünkü duyguları ve kutsal yazıları söz ile ifadeedemezsiniz, ancak simge ve arketip evrelseldir.Ritüeller sözlü kültürün mitlerin bir parçasıdır. Eğer ben sözlü kültür beyanındaysam, bu beyanın ritüelini de gerçekleştirebilirim. Tiyatro m.ö. 400 yılından bu zamana kadar yaşamaya devam eden kadim, popüler ve yer yüzünün en eski ritüelidir. Ritüel bir düşüncenin uygulama sahasıdır.

Bakhalardaki vahşet, maddeden sıyrılıp tanrıyla bütünleşmeyi temsil ediyor. Bedenden özgürleşme ve ölümsüz olmaya atıfta bulunma. Parçalanma ve kalan son parça yani kalpten yeniden dirilme miti. Bizi parçalayan ızdırap her ne ise, aynı ızdırap bizi yeni bir bedene götürür. Bunu şöyle okuyabiliriz; duygusal olarak bizi parçalayan ızdırap, bizi yeni bir insan olmaya taşır. Biz, yani kalbi duygusal elektrikle çalışan tek varlık insan öteki dünyayız. Kalbimizden sızan ızdırap bizi başka bir insan yapar. İbadet, ölümsüz unsurların ölümlü unsurlardan ayrışmasıdır, titanlardan ve tanrı parçacığından oluşan insanın, maddeyi geride bırakmasının sembolüdür.

Maniadların/Koro’nun baş döndürücü koşusu (olduğun yerde omurganın şekilden şekle girmesiyle temsil edilebilir mi? Horonla mı?) Maniadlar zorla getirlilen, gönülsüz takipçiler olduğu için Thyadlara göre daha saldırgan ve vahşilerdir. O yüzden ilk aşamada nevroz-akut dönemi temsil ederler.

Thyadlar yanarak pişen dervişler gibi daha mağrur, asil, sakin ve ağır başlı Lidyalı horon oynayan rahibelerdir. Dönüşümden güvenle geçenler. Onlar değişimin sembolü ve güvenle değişilebilineceğinin en gerçek kanıtlarıdırlar. Maniadlar henüz yanma aşamasında oldukları için de biraz ham ve abartılıdırlar. Kuretalar, alevi rahipler.

Euripides maniadların ne yaptıklarını anlattırır, Thyadları gösterir. Ayinlerin amacı insanı doğasına geri çağırarak, dünya kaynağı olan chi, akaşik kayıtlara ulaşarak evrenle bütünleşme halidir. Ben de afektif sistemleri kullanarak seyirciyi aynı noktaya getirebilir miyim?

Ritüeller söze ihtiyaç duymazlar, cenaze, düğün, tiyatro, anma günleri bir ritüeldir ve söze ihtiyaç duymaz. Ölmezliğin tadını hayattayken tadmak isterler.

Titanların küllerinden doğan insanların, Diyonisos törenlerinden Titan parçalarından arınmalarının sebebi, Zeus’un Zagreus’un ölümüne karşılık istediği bedeldir.

Meyhane tapınaktır, Metinde geçen Sart şehri, Manisa salihlidir. İnisiye olma safhaları, şeriat, tarikat, marifet, hakikat. İnisiye olmuş bir aday haddini aşamaz, elindeki bilgiyi kendi için kullanamaz.

DEĞİŞİM DÖNÜŞÜM

Şarap üzümün ikinci dönüşümüdür, insan kanına karışması üçüncü doğuşu, insanların arasında etkiye sebep olması açısından dördüncü doğuşudur. Hazzın olduğu yerde  Diyonisos vardır, haz kendini özgürleştiren kurtaran mıdır? Haz kendi varlığını hissetme çabası mıdır?

Acı neden hazzın kardeşidir? Acıdan kurtulduğunuz o kısa, geri dönüşü olmayan ve tekrar edildiğinde aynı mutluluk derecesine ulaşamayan andır haz.Tek seferlik, benzersiz ve taklit edilemeyendir.Gerçektir. Kesilme anından sonra gelen kesilmeme anıdır. Acıya düşkünlüğün sebebi, hazzın bu taze saf ve arı haliyle yeniden karşılaşma ihtimali hatta ihtimalidir. Haz acıyı takip etme zorunluluğundan dolayı tatlı gelir.

Ahlaklı olmak; her zamanın her düzenin kendi içinde yeniden yapılandırma ve topluma uyarlama zorunluluğudur. Bu yüzden eskiden cadı diye kadın yakan yasalara biz şu an katliam diyoruz.

Mısırda asil ve ağırbaşlı, Giritte şarabı bulan tanrı, Helenler için ne kadar sıradışı ve uçuk olarak karşılansa da anadoludan yunanistana göçen bu tanrı , helenler tarafından ırklarındaki dehayı canlandıran tanrı olarak nitelendirir. Çünkü her şeyi bir birine bağlayan kollektif aklı sezdiler.

Anadolu’nun anaerkil pagana ve şaman adetlerinin izlerini taşıyan aleviliğe olan benzerliği dikkat çekicidir. İbrahimin dinlerinden önce buradaki Diyonisos etkisidir bu. Alevilerin rahipleri Kuretalar onu mağrada korudu heradan. Varlıkların yeniden doğuşunu düzenleyen, öteki dünyayı ve bütünü gören tanrılarla ( dmeter, persefone ve hades) ortaklıkları var. Zagreus zaten Persefone’nin Zeus’tan olma oğlu, Diyanisos’un Helen topraklarındaki ikinci doğuşu

Persefone ve Diyonisos Nysa ülkesindendir.

Ilık yağmurla şimşekle yer yüzünde biten ilk yeşilin tanrısı. Yılanlar yer altı dünyasının bekçileri. Izdıraba sabırla katlanmak. Bizi parçalayan ızdırap her neyse  yeni bir bütünleşmeye ve yeni bir bedene götürebilir. Etkisi asmaya yürüyen su ,balonlardaki üzümleri doldurması ve insan kanına dönüşmesi ve insan kanın duygulara, akla yön veren bir organizmada dolaşması ve bunun harekete, insan ilişkilerine dönüşmesi. İbadet ne işe yarar ölümlü unsurlardan, ölümsüz unsurları ayırmaya.

Topraktan fışkıranların, insanı en çok etkileyenlerin tanrısı. İnsanı doğanın sırlarını erdiren büyülü güç. Ağaçların da tanrısıdır, özellikle sarmaşık ve incir.

Hint dilinde sevgiliye “vine” , hitit dilinde üzüm ve şaraba “ viyana” denir.

Dionysos ruhunu doğa ile doyurur ve doğa dengesizdir ve dengeye ulaşmak için karşıtını beslemek gerekir. Bu yüzden helenlerin ata erkil  tek tip, dayatmalarına karşı göründüğü için barbar ya da uçuk olarak anlaşılır. Yapısında hiçbir doktrine boyun eymeyen, şüpheci ve aykırı düşünceleri yani kaosu savunuyor. Dayatmaları sorgulamak için.İnsan ruhundaki çeşitliliği gösteren unsurdur. Çünkü insan ruhunun gereksindiği şeyin kölesidir ( jung) Diyanisosu yasaklamak nafiledir çünkü insan bu çekilmeden istese de kaçamaz.

Diyonisos kadınlarının histerisi Helenlerin ötekileştirmek istediği şey aslında kadın egemenliği ve sağlıklı cinsel özgürlüğüne kavuşabilmesindendir. Kadının aldığı haz erkeğin yetersizliğini korkutmuştur. İnsanın boyunduruk altına alınmaya çalışılan doğa ile insan arasındaki kopan bağı birleştimek, doğa ile ortak genetiğimizi bize hatırlatmak ister.

Helenlerin Diyonisosu barbar ve aykırı bulmasının sebebi; Diyonisos’un çoğulculuğu, çok sesliliği göz ardı ederek, egemen sınıfın hizmetindeki tek tip ahlak yaratma çabasıdır. Aslında karşı olduğu şey artık işelvi olmayan tek tip dayatmalardır. Tek tip düzen neden m.ö. 100 dan günmüze kadar hükümetlerin vaz geçilmezidir? Çünkü düzene karışmayan, soyutlanan tek tip

Dayatmalar, kendisine söyleneni en iyi yerine getiren tolum çeşitidir.

Baskıcı bir toplumda bireyin var olmasının anlaşılması ve doğasına sahip çıkmasını gerektirir. Erkeğin birey olması için , kadının cinselliğinin kutsal olduğunu idrak etmesi şarttır.

Düzeni eleştirmesi, topluma karşı bireyin yanında olması, sürüye karşı alternatif inanca sahip çıkar, baskıcı Helen’e bir başka dünyanın varlığını kanıtlamak ister. Tiyatro zaman dışıdır, karşıtlkların çatışması,demokrasinin temeli olan düşünce yapısı buradan doğar. Tragedya şiirin insancıl olanıdır. İnsanca olan herşeyi kapsayan yasaklara karşı çıkan tanrı.

Diyonisos; insanlara hem cömert hem de en korkunç davranmasını bilen tanrı. Davranaşında katliamdan ve yıkımdan sonra gelen neşeli, oyunbaz bir hal de var.

“İnan en basit halkın inandığına, onun yaşadığı gibi yaşa”

“Kendi doğalarında olmayana göz dikenler”

Kadını tatmin edememe şiddete ve baskıya, olması arzu edilen şeyi zorla oldurmaya dönüşür. İnsanın doğasına sahip çıkarak yaşaması, insanlık onuruna yaraşır bir hayat sürmesi demektir.

Tragedya dithrambos şarkısı, Komedya fallus şarkısı. İyi sonla biten ve kötü sonla biten.

“Bazıları kollarında taşıdıkları kurt ve ceylan yavrularına süt veriyordu, evlerden çocukları kaçırdılar, yılanları benekli ceylan postlarına kemer yaptılar, yılanlar yanaklarındaki kanı yalıyordu.Yerden fışıkıran suyla kanlı vücutlarını temizlediler”

Hareket biçimi olarak ;

Yerden yükselmenin tanrısı, ölüp yeniden dirilmesi, kaybolup yeniden belirmesi, şekil değiştirirerek transformasyonun sembolü, “Ehoi” bağırışmaları ve sarhoş-kendinden geçnme dansları. Devretme, devreden, türlü şekillere giren. İki ayrı türün kaynaşma noktası tanrı/titan, tanrı/insan ( insan doğanın bir parçasıdır) iki türü bünyesinde birleşen bu yapı , ayinlerde ayrışarak saflaşmak ister. İnsan ruhunu Tanrıyla kaynaştırmak ister. Maniadların baş döndürücü koşusu, Horon ve tulumdur. Harekete karışan olayları birbirine bağlayan unsurdur koro (davul- flüt)

Diyonisos’un varlığı nasıl belli olur?

Nehri andıran yaprakların rüzgarda çıkardığı hışırtı birde durursa avın yeri belli olur, dolunayın önünden bulutlar çekilirse ay güneş görevi görür.

Koro; tanrısal kelamı edebilen topluluktur. Koro sözcüğünde dans vardır, kalıba sokulmak istenen helen toplumunun aldığı şekle verdiği cevabıdır.Gerektiğinde metne müdahale eder, gerektiğinde akışa yön verir ya da olaylar hakkında bilgi verir. Esere karşı toplumun bakış açısını sembolize eder.

Kuramsal metin

Anaerkil, ana tanrıça kültürününin, erkek evlat tarafından canlanışı olan Diyonisos kültü, doğa ile olan genetik bağımızı hatırlatmaya gelir.

Rasyonalizmi icat etmiş bir halkın arasında diyanisos… Doğa ile olan genetik bağımızı hatırlatmak içinn anadoludan yunanistana gelir.

Diyonisosun temsil ettiği şeylerin afektif sistemlere ile olan ortaklığı, baskıcı bir toplumds bireyin var olmasını anlaması ve doğa ile paylaştığı yanına sahip çıkması açısından önemli bir kavşakta birleşir.Çünkü iki unsur da ; insanın doğasında olan her şeyde bir beilgeliğin saklı olduğunu savunur.

Euripides bu metinde aklın eleştirisini ve dinin coşkusuna olan övgünün altını çiziştir. Ancak, duygunun taşkınlığı, aklın eleştirisini susturmuşmudur? İ.Ö. 400’da belki ama M.S. 2023’de hayır. Çünkü biz duygunun; aklın çehrelerini, kendini ifade etme şekillerinden biri olduğunu artık biliyoruz.

Üzüm suyunu şaraba dönüştüren bu süreç bizi değiştirir.

Şarabın etkisi en çok insan ilişikilerinde görünür olur. Yaratıcılığın kökeninde değişim yapma gücü yer alır. Topraktan insan ilişkilerine uzanan bu dönüşümün izlerini nereye kadar takip edebiliriz? Düşünceler elektrokimyasal tepkilerdir. Tiyatro , tanrısal varlıkların yaptığı eylemin tekrar edilmesi, tekrar edilen eylemin ayna nöron yoluyla katılımcıyı değiştirmesi, katılımcının da günlük hayatını etkilemesi açısından topluma karışması. İlham, tanrı tarafından ele geçirilene gelir. Epifani; tanrının ete bürünerek insanlara görünme anlamındadır.

Mit ile belirelenen konunun, dram ve beden dili aracılığla ritüelleşmesi. Miti hakikate dönüştüren katalizör görevini görür ritüel. Diyonisos zihin- beden aracılığıyla sürekli değişim ve dönüşüm formunu alan bir insanlık halidir.

Anaerkil, ana tanrıça kültürününün, erkek evlat tarafından canlanışı olan Diyonisos kültü, doğa ile olan genetik bağımızı hatırlatmaya gelir. Diyonisos’un ritüelleri Anadolu alevilerininkiyle örtüşür, Manisada bir çok alevi kadının mezarı, diyonisos kalıntılarının içine gömülmüştür ve herkersin bildiği gibi kadınlar Diyonisos’un takipçileri ve Diyonisosda kadınlara öncelik ve ayrıcalık tanıyan tek tanrıdır. Ve ben Anadolu kadını olarak Olimposa sonradan gelen bu tanrının Anadoluda doğduğunu hatırlatmaya geldim.

Nöroplastisite yöntemiyle ikincil duygulara müdahale etmek yer almaktadır. İkincil duyguların bir parçası olan prefrontal somatik-duyusal korteksin, anımsanan imgelerle, somatik – duyusal yönlendirici imgelerinin temsilleriyle yan yana kaydedilme özelliğini kullanarak, yıkıcı duyguların, yapıcı duygularla yer değiştirilip yeniden kodlanması mümkün müdür? Başka bir değiş ile duyguların yapılandırılmasında yeni bir teknoloji olarak yer değiştirme ve yeniden kodlama mümkün müdür?

Beden ve Hareket ile İlgili Düşünce Bülteni